Muskacıların Sonu

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Ömürünü muska yazarak, fal açarak, sihir yaparak geçiren pek çok insanın sonu hüsran ile noktalanmıştır. Bunlardan kimisi hapishane köşelerinde, kimisi de feci hastalıklara yakalanarak fakr-ü zaruret içerisinde ölmüşlerdir.Bir yazar şurdarı söylüyor:

“Vakitlerini muskacılıkla geçirenler, bu yoldan her ne kadar menfaat temin ediyorlarsa da bu iş dinen mezmun (kötülenmiş) olduğu için iflah olmuyorlar. Daima hayatları sıkıntı ve sefaletle, beş kuruşa muhtaç olarak geçmekte olduğu müşahade edilmektedir. Hayatlarının sonunda perişan bir vaziyette, miskinlik içinde yaşadıkları görülmektedir… Bunların hepsi yaptıklarının cezasıdır. Çünkü nice bakılması şer’an haram olan göbeklere muskalar yazmışlardır. Diğer muskalarda yazdıkları âyetlerin bir kısmı ayaklar altına ve pisliklere gitmiştir. Nice genç kızları muhabbet muskasıyla aldatmışlardır… Allah’ın men ettiği şeyleri insanlara aşılamışlar, imanın temelini sarsmışlar, İslâm akidesini bozmuşlardır. Böylelikle hıristiyan adetlerini canlandırarak ve bunları bir kısım insanlara kabul ettirip onların itikatlarını bozarak imanlarını sarsmaları ile tedavisi imkansız olan yaraları İslâm alemine açmışlardır(13)
Devamını okuyun »

Muskacıların Dayanağı

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Her şeye bir dayanak, bir gerekçe arayan insanoğlu, kendi görüşünü kuvvetlendirmek için bazen kutsal değerleri bile istismar edebilmiştir.Nitekim muskacılardan bazıları Kur’ân-ı Kerim’deki İSRA Sûresi’nin 82. âyetini muska yazmaya delil olarak göstermişlerdir(11). Oysa zikredilen âyette muska yazmak için bir işaret yoktur.

Konunun daha iyi anlaşılması için adı geçen âyetin anlamını ve tefsirini sunalım.

Devamını okuyun »

Bazı Tılsımlardan Örnekler

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

El-Bunî’nin “Nuranî” isimler dediği kelimelerle yapılmış tılsım-muskalarına örnekler:”Tıhtıf halışkathud hilşıkthur bahif tayhup hin Lahştaf ifar kelşi li ismini fe ecabe küllü hayyin Lidavetihi tırfıkış hışrat veytaş küllü şeyin hilnali’eşllimut hutşuhış…”

“Beheltif seltığ azmatun atvan hekeş bukaş hiyuruş

behliyur alarkiyaz hıyırş yanış alşık alşkum mihranş başılhıt burunkus…”

Bazı muskalar ve tılsımlar da bir takım şekil, işaret, yazı ve rakamlarla yapılmıştır.

İşte onlardan da birkaç örnek:

Devamını okuyun »

Muska ve Tılsımların Menşei

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

 Muska ve tılsımların menşe-i putperestliğin en ilkel şekli olan “FETİŞ”tir.Bu inançta olanlar bazı nesnelerde uğur veya uğursuzluk bulunduğuna inanırlar. Kişi, uğurlu saydığı nesneyi boynuna asar veya yanında taşır. Bu nesne bir bitki, kurt dişi, ayı tırnağı, leylek kemiği, kartal tırnağı olduğu gibi, bazan kurumuş bir böcek hatta bazı taş parçalan v.b. olabilir.

Bu nesneleri taşıyanlar çeşitli hastalıklardan, belâ ve kazalardan korunacaklarına inanırlar. Hâlâ bazı nesneleri “uğur getiriyor” inancıyla boynunda ya da yanında taşıyanlar bulunmaktadır.

Daha sonraki dönemlerde kağıt parçalan üzerine yazılmış dinî formüller veya acaip işaretlerle çizilmiş muska ve tılsımlar fetişlerin yerini aldı.

Devamını okuyun »

Tılsım

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Esrarlı bir kuvvet taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna, birtakım sırlar sakladığına inanılan şey. Tılsım karşılığında dilimizde sihir, büyü, efsun kelimeleri kullanılmaktadır.

Anadolu kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Baş süslemelerinde kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957, 111, 2 vd.). Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların taklidlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir. Tılsımın Manî inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya vasıtalara da tılsım denir (Meydan Larousse, XIX, 11508). Bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için de tılsım yapılır (M.Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111, 494).
Devamını okuyun »

Muska

Kategori: (Muska ve Tılsımlar, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kağıt; üç köşeli şekilde katlanmış şey; üç köşeli bir nüsha manalarında kullanılır.

Muska kelimesinin aslı “nüsha”dır. Arapça nüsha’dan Türkçeye bu şekilde, değişerek geçmiştir. Buna Kuzey Afrika’da “hurz”, Doğu Arabistan’da “hamaya”, “hafiz” yahutta “maâza”, Türkiye’de “muska”, “nusha” veya “hamail” denir. Hadis ve fıkıh kitaplarında, “rukye” olarak geçmektedir.

Muska, genellikle olası bir hastalıktan korunmak veya tedavî amacıyle yazılarak taşınır. Çoğunlukla üçgen biçiminde meşin, teneke, gümüş ve altın kalplar içine konarak boyna asılır ya da kola takılır. Dört köşeli veya kalp biçimiııde kaplara da konan hamail, bütün İslâm dünyasında yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Devamını okuyun »

Kıyamet Alametleri

Kategori: (Kıyamet Alametleri) Yazan: admin - 15-Nisan-2008

(Eşrâtu’s-Saa), âhir zamanda (zamanın sonları) ortaya çıkarak Kıyâmet’in yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler genellikle Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğra) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki bölüm halinde incelenir.

Kur’an, Kıyâmet’in zamanını Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A’raf, 7/187; Lokmun 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A’raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, “Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak” (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün “ay yarılacak” biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur’an’da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.

Devamını okuyun »

İnsanın Apaçık Düşmanı Şeytan

Kategori: (Şeytan) Yazan: admin - 14-Nisan-2008

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır.(Fatır Suresi, 6)

İnsanın En Büyük Düşmanı

Her kim olursanız olun sizin sonsuz bir azap çekmenizi isteyen, bütün varlığını buna adamış son derece tehlikeli bir düşmanınız var. İsmi, Şeytan. Bir başka deyişle, Allah tarafından lanetlenmiş ve O’nun huzurundan kovulmuş olan İblis ve onun takipçileri.
O en büyük düşmanınız. Bir efsane ya da bir masal değil, gerçeğin ta kendisi. İnsanlık tarihinin her aşamasında var oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekiyor. Hiçbir zaman ayırım yapmaz. Genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci farketmez. Her insan bu düşmanın hedefidir.

Bu yazıyı okurken de sizi gözlüyor ve planlar yapıyor. Tek arzusu var; kendisiyle beraber olabildiği kadar çok insanı —siz de dahil— cehenneme sürüklemek.
Zafer kazanması için insanların kendisine tapınması veya çok uç sapkınlıklar yapmaları gerekmiyor. İnsanlardan mutlaka Allah’ı inkar etmelerini de istemiyor. Zaten Allah’ı kendisi inkar etmiyor ki, insanlardan özellikle bunu istesin. Onun tek isteği düşmanlarını Allah’ın dininden ve Kuran’dan uzak tutmak, halis olarak Allah’a ibadet etmelerini engellemek, bunun sonucunda sonsuz azap çekmelerini sağlamak. Hatta kimi zaman dindarlık maskesi altında, Allah’ın adını kullanarak insanları gerçek dinden uzaklaştırıp, saptırıyor. Bu da insanları kendisiyle beraber cehennem çukurunun içine çekmek için yeterli. Hangi vesileyle olursa olsun, onu takip edenlerin sonu hiç değişmiyor:

Ona yazılmıştır: “Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir.” (Hac Suresi, 4)

Altını Düşmanın Belle

Kategori: (Kıssadan Hisseler) Yazan: admin - 14-Nisan-2008

Etiketler :

Sultan Mahmud imanlı, amelli, bilgin bir hükümdardı ama güzel yüzlü değildi. Bundan müteessir de olmuyordu. Ne var ki halk güzel yüzlü hükümdarları daha çok severdi. Endişesi bundan ileri geliyordu.Devrinin büyük velilerinden birine sordu:- Efendi Hazretleri, malumdur ki halk güzel yüzlü hükümdarları daha çok sever. Halbuki ben bundan yoksunum. Ama halkımın da beni sevmesini istiyorum, bana ne tavsiye edersiniz?Allah dostu şu tavsiyede bulundu:- Halkın seni sevmesini istiyorsan altını kendine düşman belle… (Halkın refah ve mutluluğu için onu gözünü kırpmadan harca).

Daha Sıra Gelmedi

Kategori: (Kıssadan Hisseler) Yazan: admin - 14-Nisan-2008

Etiketler :

Sultan Mahmud Sebüktekin (XI. y.yılın ilk yarısı) tarihte ilk Müslüman Türk devletlerinden biri olan Gaznelilerin en büyük ve en dirayetli hükümdarı idi. Tarihte ilk defa “sultan” adını kullanan Gazneli Mahmud Sebüktekin idi. İslam’ı yaymak için Hindistan’a 17 sefer düzenlemiş olan Sultan Mahmud din ve ilim ulularıyla görüşür, hiç erinmeden ziyaretlerine gider, onların tavsiye ve irşadlarına göre kendini ayarlardı.Birgün vezirleri, kumandanları ile birlikte zamanın tanınmış evliyasından Şeyh Ebu’l-Hasen Harakani’nin ziyaretine gitti. Adamlarından bazıları önce gidip Şeyh’e, hükümdarın kendisini ziyarete gelmekte olduğunu, karşılaması gerektiğini haber verdiler. Şeyh Harakani kös dinlemiş gibi hiç aldırmadı. Yerinden bile kımıldamadı. Hükümdar ve adamları dergahın kapısına kadar geldi. Baş vezir rica etti: “Ey din ulusu, hiç değilse budeğerli hükümdarı odanızın kapısında karşılayın!” Harakani bu kadarını bile yapmadı. Vezir feryad etti. “Ey mübarek insan sen Allah’ın Kur’an’da “Allah’a, Peygambere ve içinizden emir sahibi olanlara itaat edin” buyurduğunu hiç görmedin mi?”Şeyh Harakani cevap mahiyetindeki şu açıklamada bulundu:“Biz o sözünü ettiğin Allah emrinin ‘Allah’a itaat ediniz’ kısmına o kadar daldık ki, henüz peygambere bile sıra gelmedi. Nerde kaldı hükümdara itaat edelim…”

Sultan Mahmud bu açıklama karşısında, Şeyh’in başından beri takındığı tavra zerre kadar kızmadığı gibi, kendi de müritleri arasına katıldı. Yanındakilerle beraber büyük bir saygı göstererek huzurundan ayrıldı.

Reklam