Ehl-i Sünnet Kasidesi

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan
Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan
Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan
Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan

İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet’e bağlan
İslam’ın beş şartını yap; haramlardan sakın heman
Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman
Kim ki uymaz İslam’a, bir gün olur, elbet pişman

Dinsize sakın aldanma, mahvolursun sen de, aman
Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman
İkiyüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan
Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan

Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan
İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran
İslam’a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan
Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan

Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağrıyan?
Çünkü ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can
Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen?
Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan

Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an
Sonsuz dertten sakınmalı; hatta olsa da, bi güman
Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan
Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan

İslam’ı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan
Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan
Müslümanlar, hakkı tanır, her mahlûka eyler ihsan
İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan

Aman ya Rabbi elaman; ne müşkülmüş ahir zaman
Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan
Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan
Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zindan

Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan
Demişti: (Bir gün gelecek; garip olur, bana uyan
Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan
Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan

Müminler, olur zavallı; kâfirler, sanki Süleyman
Kadına uyar her erkek; olur evde hâkim, zenan
Yüksek binalar yapılır; kelp dişi gibi apartman
Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan

Zekâ, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.)
Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan:
Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından
Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan

Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan
Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan
Hayâsızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan
İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman

Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan
Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan
Çok methedilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman
Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan

Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan
Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan
Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan
Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan

Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar bin bir yalan
Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan
Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan
Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban

İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan
Müslümanlık lafta kalır, ses için dinlenir Kur’an
Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan
Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan

Büyük alamet Deccal’dır, çıkacağı yer, Horasan
Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan
Bir hadiste buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından
Babası Abdullah olan, Mehdi adında bir civan

Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman
İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan
Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman
Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar set ardından

Sayısı milyonlarcadır, her tarafta dökerler kan
Dabbet-ül-arz çıkar sonra, Mekke’de Safa altından
Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan
Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garptan

Kâfirler bunu görünce, imana gelecek ceman
Fakat kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman
Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan
Kâbe’yi yıkacak hem de Habeş renkli birkaç yaban

Yeryüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an
Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan
Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran
Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan

Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan
Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.)
Ne hazindir, ne yazıktır; Mabut oldu, falan filan
İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan

Bu irtidat modasında; işimiz suç, günah, isyan
İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan
Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan
Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan

Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan
Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran
Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan
Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan

Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran
Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan
Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran
Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman

İslam’a uyan kimse, anladım olur şadüman
Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan
Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan
Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan

Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan?
Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman?
Hani Cengiz, hani Hitler! Nesi kaldı, zikre şayan?
Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan

Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan
Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman
Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman
İman eden, tembel olmaz; çalışınız! Diyor Sübhan

Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan
Bir hadiste buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!)
Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan
Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan

Evet, beden lazım, çünkü odur, ruhumuz taşıyan
Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman
Nebiyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan
Eshabın hepsi olmuştu; sulhta üstat, harpte aslan

Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan
Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran?
Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman
İlahi imdat et bize; etrafımız sarmış düşman

Kitap, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan
Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan
Bilgi, fen kaynakları da; niye acep, böyle hüsran?
Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an

Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asuman
Fakat bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan
Hakka inat edenlere; olur dünya elbet zindan
Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran?

Çünkü Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman
Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan
Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan?
Saadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan

Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan
Çok alçakça, pek namertçe; İslam’a eyledi bühtan
Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan
Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! Dedi Yezdan

Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan
Tarihte hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan
Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban
Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadolu’dan

Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkân
Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan
Ya Rab! Büyük nebidir O; köleleri, olur sultan
Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan

Niye görünmüyor o şems? Âmâ olmuş, bütün cihan
Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman
Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban
Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an

Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman
Aşk ile pek çok yaş döktüm; şahittir, hak-i Erzincan
Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan
Bilinmez son nefes, amma; saadete budur nişan

Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan
Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan

Mektubat-ı Rabbani

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Hâllerin ve zevklerin, tercümânı Mektûbât
Bu kitabı okuyan, bulur elbette hayat

İlâhî nûrlar ondan yayılıyor cihâna
Her ne müşkülün varsa, bakabilirsin ona

Onu çok okumalı, ilimle dolar insan
İmam-ı Rabbani’den feyizler alır insan

Öyle bir kitap ki o, misli yoktur elbette
Ne geçmişte yazılmış, ne dahi gelecekte

Kur’an ve hadislerden sonra gelir bu kitap
Herkese var içinde, kendine göre hitap

İlim, ihlâs kaynağı hârikalar var onda
Fayda onda, kâr onda, en değerli yâr onda

Oğlu çok övüp der ki, babamın her mektubu
Öyle büyük bir derya, görünmez onun sonu

Tasavvuf ile fıkıh, birleşmiştir burada
Saadetin kaynağı, başlatılır dünyada

Budur uzman bir tabip, bütün dertlere devâ
Hasta kalblere şifâ, susuz rûhlara gıdâ

Budur Hakkın sevdiği, âlimlerin sözüdür
İslâmın esasıdır ve irfânın özüdür

Budur ulemanın ve evliyanın lisânı
Ehl-i sünnet yolunun, gâyet açık beyânı

Aşkla yanan kimseye, en iyi haber budur
Issız karanlık yolda kişiye rehber budur

Gece gündüz daima, okunmalı Mektubat
Duyulur elbet bir gün ondaki lezzet ve tat

Okuyalım gözlere kan yaş dolana kadar
Doyulmayan tadını kolay alana kadar

Anlayarak okuyan ilim sahibi olur
Sünnetleri öğrenir, bid’atlerden kurtulur

Mektubat okununca, etrafa nur saçılır
Feyzinin tesiriyle, kalblere yol açılır

Bu kitabı okuyup edelim çok muhabbet
Mektubatın yazarı imdâda gelir elbet

Oku Tam İlmihali

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Hayrı öğrenmek için
Oku Tam İlmihali
Şerden iğrenmek için
Oku Tam İlmihali

Nakilleri senettir
İlimlerden demettir
Bilene bir nimettir
Oku Tam İlmihali

Gerçeği bulmak için
İmanlı kalmak için
Namazı kılmak için
Oku Tam İlmihali

Hastalanıp yatmadan
Ecel gelip çatmadan
Her akşam unutmadan
Oku Tam İlmihali

Bilmek ne kadar da hoş
İlim öğren durma boş
Haydi, hemen durma koş
Oku Tam İlmihali

Her sayfası bir pınar
Suyundan içen kanar
Herkese ilim sunar
Oku Tam İlmihali

Güncel konu bulunur
Her fırsatta okunur
Gönüllere saçar nur
Oku Tam İlmihali

Bir gün pişman olmadan
Sayılı gün dolmadan
Ölüp yüzün solmadan
Oku Tam İlmihali

Yüzünü Hakka çevir
Nefsini yere devir
Boşa geçmesin ömür
Oku Tam İlmihali

Şol Cennetin Nehirleri

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Şol cennetin nehirleri
Akar Allah diye diye
Güzel sesli bülbülleri
Öter Allah diye diye

Salınır tuba dalları
Abı hayattır gölleri
Cennet bağının gülleri
Kokar Allah diye diye

Aydan aydındır yüzleri
Baldan tatlıdır sözleri
Cennette huri kızları
Gezer Allah diye diye

Kimisi yer, kimi içer
Melaike rahmet saçar
İdris nebi hülle biçer
Diker Allah diye diye

Hep nurdandır direkleri
Gümüştendir yaprakları
Salındıkça budakları
Biter Allah diye diye

Hakka âşık olan kişi
Akar gözlerinin yaşı
Nurla dolar içi dışı
Söyler Allah diye diye

Güller Sünbüller

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Güller sümbüller
Öter bülbüller
Yanık gönüller
Mevlayı sever

Hu diyen canlar
Candan ananlar
Aşkla yananlar
Mevlayı sever

Pervane nare
Demen ağyare
Mest olan yâre
Mevlayı sever

Zikreden zakir
Şükreden şakir
Sabreden fakir
Mevlayı sever

Yüreği yanan
Allahı anan
Tevbeyle yunan
Mevlayı sever

Âlemi Başıboş Sanma Ey Ahmak

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Âlemi başıboş sanma ey ahmak
Bütün mahlûkatı yaratan vardır
Başını kaldır da yukarı bir bak
Göğü yıldızlarla donatan vardır

Tesadüf olur mu şu yüce nizam
Her şeyde görülür büyük intizam
Takvimli bir saat gibi muazzam
Ay ile güneşi yürüten vardır

Bize yağlı fındık veriyor çalı
Bir böcek ipekten dokuyor halı
Zehirli bir arı yapıyor balı
Bunların hepsini öğreten vardır

İnek su içiyor, saf süt oluyor
Ağaç ekşi tatlı meyve veriyor
Şimşekler çakıyor, rahmet yağıyor
Gökte yıldırımı gürleten vardır

Maksatsız göz görür, kulak duyar mı?
Aklı olan insan küfre kayar mı?
Cehennemde tatlı cana kıyar mı?
Dilimizi döndürüp söyleten vardır

Seviyorum Rabbim Seni

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Aşkın aldı benden beni
Seviyorum Rabbim seni
Senin sevgin, pek tatlıymış
Seviyorum Rabbim seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile zevklenirim
Seviyorum Rabbim seni

Emrettin ibadetleri
Övdün iyi hasletleri
Verdin sonsuz nimetleri
Seviyorum Rabbim seni

Ne nankörsün ahmak nefsim
Zevki için, bana kıydın
Ben hakiki zevki buldum
Seviyorum Rabbim seni

İbadetlere yapışmak
Dünya için de çalışmak,
Maksadım sana kavuşmak
Seviyorum Rabbim seni

Sevmek lâfla olmaz Hilmi
Rabbin, çalışınız dedi
Hâlinden de anlaşılsın;
Seviyorum Rabbim seni

İslam düşmanları nice
Çatıyor dine sinsice
Çalış sen de gündüz gece
Seviyorum Rabbim seni

Âşık tembel oturur mu?
Maşuka toz kondurur mu?
Düşmanı sustur da, söyle:
Seviyorum Rabbim seni

Seni Seven Aşıkların

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Seni seven âşıkların
Gözü, gayra bakmaz imiş
Seni maksut edinenler
Dünya ahret anmaz imiş

Sana gönül verenlerin
İlmi sana erenlerin
Gözü seni görenlerin
Talihleri sönmez imiş

Ölmez imiş âşık canı
Hiç çürümez imiş teni
Aşk her kimi kıldı fani
Ona zevâl ermez imiş

Emrine baş eğenlerin
Vuslatına erenlerin
Bülbül gibi ötenlerin
Kimse dilin bilmez imiş

Aşkın ile bilişenler
Senin için sevişenler
Halvetine erişenler
Ölümden hiç korkmaz imiş

Helal lokma yutmayanlar
Gönülden kibri atmayanlar
Aşk tadını tatmayanlar
Kalbi temiz olmaz imiş

Ağla Gözüm Bundan Sonra

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Ağlamaktır benim işim
Ağla gözüm bundan sonra
Irmak ola kanlı yaşın
Çağla gözüm bundan sonra

Hudâ bize verdi sevda
Sevmek oldu, artık gıda
Ele geçmez bu dünyada
Gülme gözüm bundan sonra

Düşün hâlin n’olduğunu
Ömür gülü solduğunu
Gece gündüz olduğunu
Bilme gözüm bundan sonra

Aldanma nefsin tadına
Zehirdir sunma balına
Düşüp onun hayaline
Dalma gözüm bundan sonra

Sözün olsun, öze uygun
Her ne dersen, Ona malum
Bu meydana düştü yolun
Dönme gözüm bundan sonra

Âdemoğlu Aç Gözünü

Kategori: (Şiirler ve Menkıbeler) Yazan: admin - 10-Mart-2008

Âdemoğlu aç gözünü
Yeryüzüne kıl, bir nazar
Gör bu latif çiçekleri
Hangi kuvvet yapar, bozar

Her bir çiçek bir nâz ile
Över Hakkı, niyaz ile
Kurtlar, kuşlar, durmaz söyler
Ol Hâlıka âvâz ile

Reklam



TopOfBlogs