Peygamberimiz (sav)’in Tevekkülle ilgili sözleri

Kategori: (Hadis-i Şerifler) Yazan: admin - 09-Mayıs-2008

Peygamberimiz (sav)’in Kardeşinin Kusurlarının Araştırmamakla İlgili Sözleri

Kategori: (Hadis-i Şerifler) Yazan: admin - 09-Mayıs-2008

“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. O’na zulmetmez onu yalnız bırakmaz, bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”

(Tecri’di Sarih:7/360; Riyazüs-Salihin:1/284)
 
 ”Birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın.”

(Müslim, Birr ve Sıla, 30) 
 
 ”Her kim bir müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah’u Teâlâ da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği birşeyini ortaya çıkarır ve dile verirse; Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır. Bu suretle kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir. ”

(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Tirmizî, Birr ve Sıla, 85) 
 
 ”Kim bir müslümanın ayıbını dilerse Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter. ”

(Ebû Dâvud, Edeb, 39) 
 
 ”Kim bir ayıp görür de örterse sanki kabrine diri gömülmüş bir yavruya can vermiş gibi olur. ”

(Ebû Dâvud, Edeb, 38) 
 
 ”Kendi ayıbı, insanların ayıbını görmekten alıkoyan kimseye müjdeler olsun”

(Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, II, 46) 
    
  Peygamberimiz (sav)’in Tevekkülle ilgili sözleri
   
 Ebû Hureyre (r.a.) Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “Kuvvetli mü’min, Allah Katında zayıf mü’minden daha hayırlı, (daha üstün) ve daha sevimlidir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah’dan yardım dile ve asla acz gösterme. Başına birşey gelirse, ”Eğer (keşke) şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!” diye hayıflanıp durma. ”Allah’ın takdiri bu. O, ne dilerse yapar.” de. Çünkü “eğer (keşke)” kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar.”

(Müslim, Kader 34. Tercüme: İsmail L. Çakan, Hadislerle Gerçekler, Erkam Yayınları, İstanbul 1990, s.231)
 
 ”Birşey istediğin zaman yalnız Allah’tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah’tan dile. Şunu iyi bil ki bütün yaratılmışlar elbirliği ile sana bir menfaat bahşetmek isteseler, Allah’ın sana yazdığından daha fazlasını bağışlayamazlar. Yine yaratılmışların tümü elbirliği ile sana bir zarar vermek isteseler, Allah’ın sana takdir ettiğinden fazlasını yapamazlar.”

(Tirmizi, Sünen, fi sıfati’l-Kıyame, 60)

 ”Ey Ebû Hureyre! Allah’tan başka hiçbir şeye ümit bağlama. Allah’a tevekkül eyle. Bir arzun varsa Allah Teâlâ Hazretleri’nden iste. Allah-ü Teâlâ’nın âdet-i ilâhiyyesi (işi, kânunu) şöyledir ki; herşeyi bir sebep altında yaratır. Bir iş için sebebine yapışmak ve sonra Allah Teâlâ’nın yaratmasını beklemek lâzımdır. Tevekkül de bundan ibârettir.”

(Hadis-i şerif-Ey Oğul İlmihali, http://www.kuranikerim.com/dini_sozluk/ds_t3.htm)

“Üzülme, Allah bizimledir.”

(Bera Ibnu’l Azib r.a. Kütüb-i Sitte, 16. cilt, Sf. 200)

“Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır ! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır, başkasına değil : Ona memnun olacağı birsey gelse şükreder, bu ise hayırdır: bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır.”

(Suheyb Ibnu Sinan r.a. kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 208)

Peygamber Efendimiz’in Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili Sözleri

Kategori: (Hadis-i Şerifler) Yazan: admin - 09-Mayıs-2008

Atâ el-Horasân anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Musâfaha edin ki (el sıkışın ki), kalplerdeki kin gitsin, hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin.”

(Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 16, (2, 908))
 
 ”Allah Katında en sevimliniz dostluk kuran ve kendisiyle dostluk kurulanlarınızdır. Allah nezdinde en sevimsiziniz de arkadaşların arasını açanlardır.”

(İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
 
 ”Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinize kin tutmayınız. Birbirinizi kıskanmayınız. Birbirinizle dostluğunuzu kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”

(Müslim İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.407)
 
 Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.

(Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
 
 Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah’ın kulları kardeşler olunuz.

(Buhari ve Müslim; Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 3. cilt, s. 315)
 
 İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.

(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.141)
 
 Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

(Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74-75)
 
 Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir (sevmemektir).”

(Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.140; Ebû Dâvud, Sünnet 3, 4599)
 
 Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İki kardeş (iki arkadaş) iki el gibidir, biri ötekini yıkar.

(İhya’u Ulum’id-Din Huccetü’l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)
 
 Ebu Musa’dan (şöyle demiştir): Peygamber (S): “Mü’min ile mü’min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar” buyurdu da bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.

(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569)
 
 Ebu Musa (el-Eş’ari-R)’dan rivayet edilmiştir: Peygamber (S) ” Mü’minin mü’mine dayanışması, parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren bina gibidir” buyurdu.

(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987)
 
 ”Allah’a ve son güne iman etmekte olan kimse komşusuna eza etmesin”.

(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
 
 Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: “Allah’a ve son güne iman etmekte olan kimse konuklarına ikram etsin. Yine Allah’a ve son güne iman etmekte olan her kişi hayır söylesin yahud sussun”.

(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)
 
 Ebu hureyre’den haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Sizleri zandan sakındırırm. Çünkü zanla söylenen sözler yalanı daha çok olandır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem hayatınızı da araştırmayınız. Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz, birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, birbirinizle kardeşler (mesabesinde) olunuz!”.

(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13, syf.6046)
 
 ”Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.’

(Alauddin Aliyyu’l-Muttaki, a.g.e. 3, 409, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)
 
 ”Hasedden kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.”

(Ebu Davud, Edeb 52, kütüb-i sitte, 6.cilt s. 325)
 
 ”Kim dünyada bir müminin ayıbını örterse, kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.”

(Ukbe r.a. Kütüb-i Sitte, 1.cilt, sf. 368)
 
 ”Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur.”

(Tirmizi, Hz. Cabir’den rivayet etti, Kütüb-i Sitte2. Cilt)
 
 …Ebu Hüreyre (Radiyallahü anh)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden bir keder giderecektir. Kim de müslümanı örterse Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir. Kul, (din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona Cennet’e giden bir yolu kolaylaştıracaktır. Allah’ın evlerinden birisinde toplanıp Kur’an okuyarak onu birbirlerine öğreten her cemaatı melekler ziyaret eder, onların etrafından dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi rahmet onları kaplar, katında bulunan melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar. Ameli yüzünden geri kalan bir kimse nesebi (nin şerefi) ile sür’at alamaz.”

(İbni Mace/ 1. cilt/ syf.389)

Peygamber Efendimiz (sav)’in Şirk ile İlgili Sözleri

Kategori: (Hadis-i Şerifler) Yazan: admin - 09-Mayıs-2008

(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O’na ortak koşmandır.

(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)
Allah (z.c.hz.)leri buyurur: “Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu affederim.”

(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1)
 Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp adamın makamına gösteriş için amel etmesidir.

(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6)
 Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki:”Eğer siz Allah’ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin.

(G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16)

Peygamber Efendimiz (sav)’in Namaz ve Abdest ile İlgili Sözleri

Kategori: (Hadis-i Şerifler) Yazan: admin - 09-Mayıs-2008

3 Mayıs Türkçülük Bayramınız Kutlu Olsun

Kategori: (Diğer) Yazan: admin - 02-Mayıs-2008

Türk
İslamdersleri.com olarak Türkçülük Gününüzü Kutluyoruz

Kabirlerde Dua

Kategori: (Diğer Yaygın Hurafeler, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

İslâm’da dilek ve istekler sadece Allah’a arzedilir. Allah’tan başkasına sığınmak ve O’ndan gayrisinden mağfiret dilemek doğru değildir. Gerçek böyle olmasına rağmen, halkımızdan bazıları dua şeklini ve adabını adeta değiştirmişlerdir. Duaya bir sürü bâtıl hareketleri sokmuşlardır.Bazıları dua ederken sanki kavga ediyor gibi bağırıp çağırıyor. Kimisi dua yapmak için türbelere, yatırlara koşuşturuyor. Kimisi de mezarlara elini yüzünü sürmekte, türbelerin eşik ve pencerelerini öpmektedir. Bir çeşit tapınma hareketleri yapmaktadırlar.

Bu hareketlerin cümlesi yanlıştır ve batıldır.
Devamını okuyun »

Fal Açmak

Kategori: (Diğer Yaygın Hurafeler, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Yaygın olan hurafelerden biri de fala bakmak, “FAL AÇMAK” adetidir. Fal hurafesi ile okumuşu da cahili de meşgul olmaktadır.Bazı kimseler de: “Fala inanmıyoruz amma eğlence olsun diye açtırıyoruz” diyorlar. Bu düşünce doğru değildir.

İslâm Dinine göre hangi şekilde olursa olsun, fal baktırmak ve falcıların söylediklerine inanmak yasaktır.

Bu hususta Kurân-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“Ey iman edenler! şarap, kumar, putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki felaha

erişesiniz” (Maide Sûresi, Ayet: 90).
Devamını okuyun »

Kurşun Dökmek

Kategori: (Diğer Yaygın Hurafeler, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Halkımız arasında “göz değmesi, göze gelme” diye adlandırılan bir “NAZAR” inancı vardır. Nazar isabet eden kimsenin kendisine, malına veya eşyasına bir zarar geleceğine inanılır. Bu nedenle nazarın isabetinden ve etkisinden korunmak üzere bazı tedbirlere başvurulmaktadır. Bunlar korunma ve kurtulma tedbirleri olmak üzere iki kısma ayrılır.Korunma tedbirleri olarak çocuklara, at, dana, inek, vb. hayvanlara, ev, dükkan, otomobil gibi eşyaya nazar boncuğu, at nalı, üzerlik otundan yapılan kolyeler takılmakta bazı yörelerimizde de özellikle çocuklara kurt, ayı, kartal, leylek gibi hayvanların diş, tırnak ve kemiklerinden yapılan nazarlıklar takılmaktadır. Böylece nazarın isabetinden korunulacağına inanılmaktadır. Ayrıca nazar muskalarının da kullanıldığı görülmektedir. Nazar isabetinden kurtulmak için ise, kurşun veya mum döktürülmekte, nefesi keskin (izinli denilen) hocalara okutulmaktadır.Bazı yörelerimizde de “tuz çatılmakta”, “un yakılmakta” , “üzerlik otu” yakılarak dumanı ile tütsülenilmektedir.

En yaygın olan uygulama kurşun veya mum dökme adetidir. Bu iş şöyle yapılmaktadır:

Nazar isabet eden hasta (genellikle çocuklar), kurşun dökücüsünün önüne oturtulur. Başı bir örtü ile kapanır. Çocuğun başı üzerinde tutulan ve içinde su bulunan kaba, ocakta eritilen kurşun dökülür. Kurşun döküldükten sonra oradakiler hep beraber;

“Kem göz çatlasın

Nazar eden patlasın”

diye beddua ederler. Bazı yerlerde de yaygın olarak nazarlıkotu yakılır. Dumanı ile hasta tütsülenir. Bu esnada çabuk çabuk,

“Üzerliksin havasın

Her dertlere devasın

Ak göz, kara göz,

Mavi göz, ela göz

Hangisi nazar etmişse

Onların nazarını boz”

denilmektedir. Şu tekerleme de söylenilmektedir:

“Elemtere fiş

Kem gözlere şiş

Üzerlik çatlasın

Nazar eden patlasın”(4).

Bu konuda şunu ifade etmek isterim ki, nazardan korunmak veya kurtulmak için çeşitli nazar boncukları, diş, kemik, tırnak ve üzerlik otu gibi nesneleri takmak dinimiz açısından doğru değildir. Çünkü İslâmda fayda ve zarar Allah’ın takdiriyle tecelli eder. Bundan ayrılıp birtakım nesnelerden medet ummak yanlıştır, hurafedir. Zira Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S), nazar boncuğu gibi birtakım nesneleri takarak, hastalıktan kurtulmaya irikad etmeyi men etmişlerdir.

Allah Elçisi şöyle buyuruyor:

“Efsun yapmak, nazar boncuğu takmak, kadınların kocalarına kendilerini sevdirmek için sihir yapmak, ŞİRK (Allah’a ortak koşmak)tır”(5).

Ancak bir hususa değinmekte yarar görüyorum. Çünkü halkımız “nazar var mıdır, varsa İslâm’ın Bakış açışı nedir?” diye çok soru sormaktadır.

Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar: “Nazar haktır (gerçektir).”

“Nazar insanı mezara, deveyi kazana koyar”(6) Öyleyse “İsabet-i ayn” denilen nazar vardır ve gerçektir. Peki mahiyeti ve İslâm’a göre korunma çaresi nedir? Bunu en yetkili merci olan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, konuya ilişkin sorulan bir soruya verdiği cevaptan öğrenelim.

“Mahiyeti ve nasıl olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, nazar veya göz değmesi, yani bazı kimselerin bakışları ile bazı olumsuz etkilerin meydana gelmesi dinen de kabul edilmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de (Kalem Sûresi, Ayet: 51-52)

“… İnkar edenler Kur’ân’ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi” buyrulmaktadır.

Hz. Aişe (R.A.)’nin naklettiği bir hadis-i şerifte de Hz. Peygamber (S.A.S) “Nazardan Allah’a sığının, çünkü nazar (göz değmesi) haktır.” (İbn Mâce, 2/1159 Hadis No: 3508) buyurmuştur.

Resulullah (S.A.V)’ın nazar değmesine karşı, “Ayetü’l Kürsr ile ihlâs ve Muavvizeteyn (yani Felak ve

Nas) Sûrelerini okuduğu ashabına da bunları okumalarını tavsiye buyurduğu (Tecrid tercemesi, 12/90, Hadis No: 3508) buyurmuştur.

İslâm bilginleri, nazarın etkisinden korunmak veya nazar isabet etmiş ise kurtulmak için Kalem Sûresinin 51. ve 52. âyetlerinin okunmasını da tavsiye etmişlerdir.

“Büyük velilerden Hasan Basri Hazretleri, nazara karşı Kalem Sûresi’nin 51. ve 52. âyetlerini okur ve nazardan etkilenen kimselere de okunmasını tavsiye ederdi”(7)

Bu âyetlerle ilgili olarak “Esrar-ı Muhammediye” adlı eserde şöyle denilmiştir:

“Bu âyet-i kerime (Kalem Sûresi 51. ve 52. âyetleri) de nazarın def’i içindir. İster yazmak suretiyle taşınsın, ister o âyetin okunduğu okunmuş suyla yıkanılsın veya o âyetin okunduğu sudan içilsin hep aynıdır. Nazarın etkisinden korunmak için tavsiye edilmiştir(8).

Kalem Sûresinde adıgeçen âyetlerin okunuşu:

“Ve in yekâdülleziyne keferû leyüzlikûneke biebsâ-rihim lemmâ semiu’z-zikre veyekûlûne innehü le-mecnun. Ve mâ hüve illâ zikrun li’l âlemin.”

Âyetlerin anlamı: “Hakikat, o küfredenler zikri (Kur’ân ‘ı) işittikleri zaman az kalsın seni gözleriyle yıkacaklardı. Halbuki O (Kur’ân) âlemler için (ins-ü cin için)(mahzı) şereften (öğütten) başka birşey değildir” (9) (Kalem Sûresi, âyet: 51, 52).

İnsan hoşuna giden birşeye bakarken nazarı değmemesi için “Maaşâallah, La kuvvete illâ billah” demelidir. Bu Peygamber Efendimiz’in okuduğu bir duadır.

“Nazar değmemesi için çocuklara nazarlık veya boncuk takılması ise cahiliyet devri âdetlerindendir. (Yani batıl âdettir). Bu itibarla hiçbir faydası olmadığı gibi, dinen de caiz değildir.Hastalanan kimselere Cenâb-ı Hak’tan şifa umarak, Kur’ân-ı Kerim ve şifa ile ilgili dualar okumak caizdir. Halkı kandırmak, başkalarına zarar vermek, gaibten haber vermek, falcılık ve sihir yapmak… gibi işler ise dinen haramdır. Bu tür maksatlar için üfürükçülük yapmak dinen caiz olmadığı gibi, kanunen de suçtur. Bu itibarla, sihirbazlık ve sihirle ilgili üfürükçülüğü meslek ve sanat edinen ve böylece saf kimseleri kandırarak menfaat sağlayan kişilerin ilgili mercilere bildirilmesi gerekir”(10).

Mum Yakmak

Kategori: (Diğer Yaygın Hurafeler, Yaşayan Hurafeler) Yazan: admin - 19-Nisan-2008

Türbe, mezar, tekke vb. yerlere mum yakma adeti, eski cahiliyet çağından kalma adetlerden biridir. Arkeologların çoğu bu adetin en ilkel ateş kültü ile ilgili olduğuna kanidirler. Yani “Ateşe tapınmaktan” kalma bir adet olduğu söylenilmektedir.Eski çağlarda yalnız “aziz” sayılanların değil, başka ölülerin de mezarlarında yahut öldükleri yerde mum veya ateş yakmak bir nevi kurban sayılırdı.

“Türbelerde kandil (mum) yakmak adeti Fenikelilerden intikal etmiş bir ananedir. Fenikeliler SUR şehrinin hamisi ve ilahı olan MELKÂRES’in heykeli önünde devamlı kandil yakarlardı”‘2′.

Hıristiyanlıktan önceki Helenler ve Romalılar’ın da mezarlarında ve mezar taşları üzerinde meşaleler yaktıkları bilinmektedir. Bunlar Hıristiyan olduktan sonra da bu adetlerini bırakmamışlardır. Bu Paganizm kalıntısı adet, daha sonraları hıristiyan din adamları tarafından kitaba uydurulup, mum yakma şeklinde dini âyinlere sokulmuştur. Hıristiyan din adamlarının izahlarına göre güya bu âdet, ilk hıristiyanların karanlık mağara ve Katakomplarda gizlice ibadet ettikleri zaman yaktıkları mum ve meşalelerin hatırası imiş…(3)

İslâm’da cami duvarına, kabir taşına, mezar taşına, mum yakılır diye bir kural yoktur. Bu adet, Müslüman-Türklere Mecusilerden ve Hıristiyanlardan geçmiştir.

Kabir başına, mezar taşına mum yakan kişi, oradaki yatırla kendini bütünleşmiş, ondan bir parça olmuş gibi kabul ediyor ki, bu büyük bir hatadır ve şirktir. İslâm’a göre insan, ancak Allah’a iltica eder ve O’na sığınır; O’nun dışındaki varlıklardan medet ummak yanlıştır. Bu itibarla kabirlerde mum yakma adeti yanlış bir inançtır, hurafedir. Ayrıca halkımız arasında yaygın olan bir yanlış inanç da cenaze çıkan odada 40 gün ışık yakılmasıdır. Güya ölü çıkan odada 40 gün ışık yakılırsa, ölünün ruhu geldiği zaman karanlıkta kalmaz evini ve odasını daha çabuk bulurmuş…

Böyle inançlar batıl itikatlardandır. İslâm esasları ile alakası yoktur. Ama maalesef bazı kimseler bunlara inan-dırılmıştır.

İslâm’da türbe bahçesine, kabristana ağaç ve çiçek dikilir, fakat mum yakılmaz.

Reklam



TopOfBlogs